| Serbest Kürsü Konu Başlığı Bulamadınızsa Buraya Paylaşabilirrsiniz. |
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Lütfen Beni Artık Acıtma - Burak ERTÜRK | @PRENSES@ | Aşk Hikayeleri | 1 | 13-11-2010 20:24 |
| Bağlı mısınız Yoksa Bağımlı mısınız - Saadet BAYRİ | yarası~saklı | Tartışma Platformu | 0 | 31-05-2010 14:33 |
| Sciense Teacher Helper'e İhtiyacım var Lütfen Yardım Edin | RagROCK | Program İndir | 2 | 18-12-2008 16:01 |
| Düğmeye Basar Mısınız Lütfen | NeslihanTan | Hikaye ve Yazılar | 1 | 11-12-2007 01:40 |
| Adminim Beni Mod Yap Lütfen | Osman | Hikaye ve Yazılar | 0 | 14-10-2007 22:15 |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | |
|
VIP Üye
![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Yaş: 59
Mesajlar: 326
|
Değerli Dostlar!
Ağırlığı her gün biraz daha artan çok değerli ve hassas bir yükü, Zorluğu her an birazda çekilmez hal alan Uzun, zorlu ve engebeli bir yolda taşımaya mecbur edilir iseniz! Karşılığında onurlu ve rahatlatıcı bir mükâfat beklemezmisiniz? Beklemek hakkınız ve aklınızın gereği değimlidir? Baskıları ve zorlukları her gün biraz daha çekilmez hal alan, hakaretler altında, ağır işlerde zorla çalıştırıldığınız bir esir kampından özgürlüğünüze kavuşmak ve çektiklerinize karşı iyi bir tazminat istemezmisiniz? İstemek sizin insanlık onurunuzun gereği değilimdir? Önemli ve hayati rollerde oynatıldığınız bir oyunda veya zorlu vazifeler ile görevlendirildiğiniz bir organizasyonda yaptığınız iş, icra ettiğiniz görev karşılığında iyi bir ücreti hak ettiğinize inanmazmısınız? O ücreti talep etmek sizin en doğal hakkınız değimli? Ya bu beklediğiniz mükâfat, istediğiniz tazminat, hak ettiğinize inandığınız ücret yoksa! Yine de O zorlu yolda, O ağır yük ile yürümenizi belli olmayan sona doğru sürdürürmüsünüz? O esir kampındaki esaretinizin bitmeyeceğini ve sonucu itibariyle hiç bir şey kazanmayacağınızı bile bile yanınıza çektiklerinizden başka bir kar kalmayacağı halde O kamptaki çileli hayata devam edermisiniz? Hiç bir ücret veya ödül vaat edilmemiş olmasına rağmen O önemli rollerde hayati zorluklar ile oynar, O zorlu organizasyonda görev alıp O organizasyonun sorumlu bir parçası olmayı kabul edermisiniz? BU SORULARI OKUDUKTAN SONRA ALLAH’A VE AHİRETE İNANMADAN, HAYATI TÜM ZORLUKLARINA RAĞMEN YAŞAMANIN NE ANLAMA GELDİĞİ HAKKINDA Kİ DÜŞÜNCELERİNİZ ÖĞRENMEK İSTİYORUM. Anlatmak istediğim! Yaşamak zorunda olduğumuz hayatı sonunda büyük pişmanlıklar yaşamamak için anlamlı kılma adına bir uyarıdır. Hayatın sonunu düşünmemizi engelleyen gaflet perdelerini aralayıp başta ben şahsım olmak üzere, hali hakikatimizi görmemize yardımcı olmaktır. Herkesi bekleyen son için kıyameti beklemek ne büyük bir aldanmışlık. Herkesin nüfus cüzdanında doğum tarihi yazılı olduğu halde, kimsenin ölüm tarihi belli değil. Hayatın ser safhasında ölen insanları görmek mümkün iken, hiç ummadığı bir gün ve anda kendisinin de ölebileceğini düşünemeyen bizlerin gafletini anlamak ne mümkün. Değerli dostlar yazıma salt dini bir yazı olarak bakılmamasını dilerim. Okurlarım arasında materyalist mantık taşıyan dostlar da olabilir. Zaten asıl muhatabım onlardır. Şimdi o dostlardan birçoğunun yaptığı gibi beni kendilerine Allh’ın varlığını ispatlamaya davet etmelerini bekliyorum. Ben düşünce, anlayış ve görüşü madde ile sınırlı olan kimselere; DÜŞÜNCEYİ VE MADDEYİ YARATANI (mikroba organizmayı)anlatmaya uğraşmak gibi sonuçsuz bir mücadele içinde değilim. Öyle bir niyet ve amacımda yok. Onlar istedikleri gibi düşünebilirler. İster tabiat dedikleri sanatı ilahiye ve kudreti sonsuzun kanunlar manzumesini ilah edinsinler. İsterlerse her şeyden çok sevdikleri zevk ve rahatı adına her akıl, mantık, izzet ve onurlarını uğruna feda ettikleri nefislerini ilah edinsinler. İster Mecusiler gibi ateşe, Hindular gibi ineğe batıl dinlerde tarifi mümkün olmayan ikonlara tapınsınlar, BENİ HİÇ ilgilendirmiyor, bu onların kişisel tercihleri, bir insan inancı olduğundan dolayı kabul etmesem de saygı duyarım. Amma hayatlarını anlamlı yaşamaları adına yukarıda sormuş olduğum sorulara makul ve mantıklı cevap bulmalarını istemekte benim hakkımdır. ÇÜNKÜ MANTIKSIZ BİR YAŞAM TARZI MANTIKLI İNSANLARINDA ZİHNİNİ KARIŞTIRIP HAYATI ANLAMSIZLAŞTIRIYOR. Yazımı okuma zahmeti gösteren tüm okurlarıma saygılarımı arz eder itirazı olan dostlarında itirazlarını edep ve saygı sınırları içinde bana bildirmesini dilerim. Özellikle İnsan hayatı hakkındaki düşüncelerimde hatam var ise gösterilmesini de bir insanlık borcu olarak herkesten beklerim. Fikrinize ihtiyacım var lütfen beni aydınlatırmısınız. |
|
|
|
|
|
|
#2 | ||||||
|
SİTE YÖNETİCİSİ
![]() Üyelik tarihi: Aug 2007
Yaş: 42
Mesajlar: 14,591
|
Alıntı:
Tabi bu mecburiyet yine yaradandan gelmiyor mu ? Sabır sınavı üstad bu isyan mı yoksa hamd mı ediyoruz sınavı...Alıntı:
Üstad eğer insanlara faydam olacaksa birilerinin yüzünde gülümseme göreceksem herşeyden önemliside bana razı olsun denilecekse yapılanların kıymeti bilinecekse yukarıdaki sorulara ben evet derim.Her şey maddiyat değil ki... Alıntı:
Onlar düşünebilmeyi nasıl başarabiliyor ? Acıktıklarını üzüntülerini sevinçlerini canlarının acımasını vs. vs. gibi duyguları nasıl hissedebiliyorlar ? O zavallıların bu konularla inanılmaz tezleri var tabiki.. Ben onları duyunca sadece diyorum ki '' bahşedilenlerin kıymetini bilmeyen inkar eden cehenneme odununu buradan taşıyan zavallılar''... Alıntı:
![]() Cevaplar sorularının içinde zaten.. ![]() Hatan yok üstad... Hatta soru sorarken bir iç muhasebe yapmamıza vesile oldun... ![]()
|
||||||
|
|
|
|
|
#3 | ||
|
AsTeğmen
![]() Üyelik tarihi: Feb 2010
Yaş: 40
Mesajlar: 395
|
BU SORULARI OKUDUKTAN SONRA ALLAH’A VE AHİRETE İNANMADAN, HAYATI TÜM ZORLUKLARINA RAĞMEN YAŞAMANIN NE ANLAMA GELDİĞİ HAKKINDA Kİ DÜŞÜNCELERİNİZ ÖĞRENMEK İSTİYORUM. Bu yazıdan yukarısı için yazılanlara etfendir.... Çok ama çok özür dilerim Necdet bey,yaşınız gereği edepsizlik etmem istemem ama ; Biz kim oluyoruzda dan birşey bekler oluyoruz ? bizi kulluğuna kabul buyurmuşmu ki biz ondan yaptıklarımızdan dolayı istek ve arzularda bulunacağız ?Kimden neyin ücretini istiyoruz ?Tazminat,mükafat,ücret bunları istemek talep etmek den kendi adıma edep ve haya duyarım.... dilemeseydi,murad etmeseydi siz o yaptım,icra ettim dediğiniz şeyleri yapabilecekmiydinizki ?Kul luk rızalıktır Necdet bey " İlahi ente maksudi ve rızaike matlubi" hükmü gereğince ; Yarabbi maksadım sensin,rızanı isterim.... razı olduktan sonra,rıza gösterdikten sonra bizlerin istemeye,tazminat hakkında bulunmaya,mükafat beklemeye hiç luzum yoktur...!!!Herkesi bekleyen son için kıyameti beklemek ne büyük bir aldanmışlık. Herkesin nüfus cüzdanında doğum tarihi yazılı olduğu halde, kimsenin ölüm tarihi belli değil. Yukarıdaki sözleriniz içindir... Peygamber efendimiz buyuruyorki ; Muti kable ente muti...Ölmeden önce ölünüz...Herkesin ölüm tarihi belirlidir,bunu yaşarken görenler vardır,veraların verasına vasıl olanlar vardır. Yunus buyurmuyormu ; Er kişi o'durki,ölmeden önce ölür,kendi cenazesini,kendi yur (yıkar)... Bir insan can ana vasıl olmak adına canından geçmiş ise kendisi dahil yeryüzünde bildiği ve tanıdığı tüm yaradılanlar ölüdür.... Bazı alimler "her nefs ölümü tadacaktır" ayeti kerimesinde tadacaktır kelamı yerine tatmaktadır kelimesini uygun görmüşler.Bu'da elektriği düşünün saniyede bilmem kaç defa gelip gidiyor ama biz bunu beşer gözümüzle göremediğimiz için sürekli ampulun yandığını sanıyoruz,oysa fiş çekildiği anda ampul sönüyor.İnsan hayatıda böyledir,sürekli ölümü tatmaktadır ne zaman ki emir vaki oldu o zaman hayat tamamen son buluyor....!!! ÇÜNKÜ MANTIKSIZ BİR YAŞAM TARZI MANTIKLI İNSANLARINDA ZİHNİNİ KARIŞTIRIP HAYATI ANLAMSIZLAŞTIRIYOR. Yukarıdaki yazınız için... Derlerki Dinimiz İslam dini mantık dinidir....Asla buna katılmıyorum ; ın son din olarak indirdiği bu yüce dinimizde mantığa yer bırakacağını asla kabul etmiyorum.Çünkü o eksiksiz noksansız,olmuş ve olacak herşeyi bildirerek Veda hutbesinde buyrulmuştur,Peygamber efendimiz ın dinini tebliğ etmiştir.Yani bu demektirki eksiksiz,noksansız olmuş,olan ve olacak şeylerle ilgili tüm hükümler belirlenmiş ve insanlara tebliğde bulunulmuştur...Tüm bunlar yapılmış ise hala mantık aramanın bir tek anlamı kalıyor ; Dinimizi iyi yorumlayamadığımızdan,yada her bin yılda gelen bin yılın müctehidi,yüz yılda zuhur eden yüz yılın müctehidi ni iyi anlayamadığımızdan,gerçek kişiyi yakalayamadığımızdan içinde bulunduğumuz asra göre dini yada olan beşeri olayları kendi kafamıza göre yorumlamaya kalktığımız için yaptığımız işte mantık arıyoruz...Deselerki yaşadıklarımızı aklına vur buna eyvallah ama mantık farklı şeydir akıl farklı şey.... Hülasayı vel kelam Necdet bey ; Yar bilirken cümle halimi, Kime arzedem ben ahvalimi.... dizelerindeki gibi cümle halimizi biliyor iken kalkıpta ondan yaptığımız işler için ücret beklemek,mükafat beklemek,ikramiye beklemek sizleri tenzih ederim kendi adıma küfre düşmektir...!!!!Diyeceksinizki Cennetidemi istemeyecek kadar reddiyeci makamındamısınız...Asla cenneti isterim elbette ama : SIRF ALLAHIN CEMALİNİ GÖRMENİN YOLU CENNETTEN GEÇTİĞİ İÇİN İSTERİM.... Necdet bey ; Celalide birdir Cemalide....Dünyayı isteyenler dünyada,ukbayı isteyenler ukbada,cenneti isteyenler cennette kalıyor oysaki ;Cemali isteyenler cemalde kalıyor...Unutmadan yeryüzünde ın cemaline yaklaşmanın katrilyonda bir olsada hazzını yaşıyor tüm insanlar (bunu burada yazmam uygun değil)....Gaye dır....gerisi teferruat...!!!Gayesi olan birisinin mantıkla,beşerle ne işi vardır a Necdet bey.....!!!!!Din nasihat dır hadisi gereğince siz nasihat istediniz bizde acizane nasihatımızı söyledik...hatamız var ise dilimiz lal ola..... Not :Aslında şahsiyet olarak dini konulara fazla girmem,ama sakın yanlış anlaşılmasın maksadım Necdet beyin yazısına karşı cevapla yazmak değil sadece istenilen fikrimi sunmaktır....!!!
|
||
|
|
|
|
|
#4 | ||
|
SİTE YÖNETİCİSİ
![]() Üyelik tarihi: Aug 2007
Yaş: 42
Mesajlar: 14,591
|
Hergünahımsın seninle çok farklı gözle mi okuduk yoksa ben okuduklarımı yanlış algıladım ???
Bir anda kendi yorumlarımı yeniden okudum senin yorumlarından sonra.. Öncelikle üstadın senin algıladığın şekilde bir sorgusu yada yargısı yok olmazda.. Burada sahıslar var hak talep edilen.. Eğer öyle bir yargı hisstseydim bu konuya cevap yazmaz direkt silerdim.. Neyse üstad gelsin cevap yazsın bakalım...
|
||
|
|
|
|
|
#5 | |||
|
AsTeğmen
![]() Üyelik tarihi: Feb 2010
Yaş: 40
Mesajlar: 395
|
Alıntı:
Şahıslardan bile hak talep etmeyi kendime uygun görmüyorum.... Veren O alan O değilmiki,yenilen hakkıda yiyenide,hakkı yenilenide gören bilen o dğeilmiki isteyeyim...Her neyse konu sahibi geldiğinde biraz daha anlaşılır şekilde açıklık getirecektir sanırım konuya.... Belkide haklısın Osman abi farklı pencereden baktık konuya...Bakar,kör,ama göz süzüm,bunların üstünede söz süzüm son zamanlarda.... Hoş görün...
|
|||
|
|
|
|
|
#6 |
|
VIP Üye
![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Yaş: 59
Mesajlar: 326
|
Hergünahımsın nikli değerli Mü-mine Kardeşim.
Osman Bey Kardeşimin de yazdığı gibi siz galiba beni yanlış alandınız. Benim (cc) Hz.lerinden bir şey beklenme veya istenme gibi bir yönlendirmem yok.Benim amacım İman ve ibadeti gereksiz gören zihniyete yaşadıkları dünya hayatında hiçbir işi amaçsız ve beklentisiz yapmadıklarının altını çizdirip, şu dünya hayatını bunca zorluklarına rağmen ahiret adına değerlendirmeden yaşanamaması ve yaşanamamasına örnek olsun diye misaller ile müşahassallaşrıdım. Dünyada, dünyanın basit, değersiz, fani mal ve makamı adına göstermiş olduğumuz gayret, vermiş olduğumuz emek, çekmiş olduğumuz sıkıntı, dikkate alınarak, süreci tarif edilemeyen sıkıntılar ile dolu, sonu ölüm olan hayatın sonunda ancak Cemalullah ve cennet gibi hedeflenen ali ve baki bir amaç uğrunda yaşanılabileceğini yoksa iman ve ibadetsiz hayatın yaşanmaya değer bir tarafının olmadığını ve YAŞAMAK İÇİN HAYATA İMAN VE İBADET GİBİ ALİ AMAÇLARIN YÜKLENMESİNİN GEREĞİNİ GÜNDEME TAŞIDIM. Bu yazım antoloji forum sitelerinde çok tartışıldı. İnanan insanlar tarafından çok ilgi gördüğü gibi, materyalist felsefecilerden de çok tepki aldı ve onlar ile olan tartışmamız hala devam etmektedir. a şükür tıkanıp kaldılar.Hayata sonu itibari ile bir anlam yüklemeden yaşamanın onlara ne kazandırdığını soruyor ve sorguluyorum. Gerçekten 'a ve Ahirete İnanmadan yaşamanın anlamsızlığına da bütün varlığım ile inanıyorum. Bu konuda çok yazıştık hem sizin gibi inanan kardeşlerimiz ile hem inanmayan ateist felsefeciler ile tartışmamız sürmektedir. İnanan kardeşlerimizden konuya adapte olamadan tenkid veya konu ile alakası olmayan yazılar yazan dostlar da oldu. Onlara maksadımızı izah edince ikna olup teşekkür ettiler. Konunun önemini BÜTÜN ÇIPLAKLIĞI İLE GÖRÜP TAKDİRLERİ İLE BERABER YAZILARIMI VE TARTIŞMALARIMI üye oldukları sitelerde paylaşanlarda oldu. Konuyu (cc) Hz. lerini varlığının ıspatı imiş gibi algılayan bir kardeşimize yazmış olduğum açıklamalardan bir yazımı da aşağıya kopyalıyorum.Bu konuda dikkate değer olduğunu düşündüğüm bir çok yazı oluştu, isterseniz onları da sizin ile paylaşabiliriz. Hatta o muteriz inkarcının birisine Bu değerli bilgilerin kaleme alınmasına sebep olduğunu için Rahmetli Sultanuşşuara N.F. KISAKÜREK üstadın "EY DÜŞMANIM SEN BENİM İFADEM VE HIZIMSIN. GÜNDÜZ GECEYE MUHTAÇ BANA DA SEN LAZIMSIN" beyti ile size minnettarım iyi ki varsınız siz olmasaydınız bu güzel yazılar hangi sebep ile yazılabilirdi diye takılmaktan da geri kalmadım. ’a emanet olunuz. ***** Razı olsun değerli kardeşim.İlginizden ve değerli yorumunuzdan dolayı çok teşekkür ederim. Aynı yazıma ilgi göstermiş olan bir arkadaşımıza yazmış olduğum yazımı siz değerli kardeşim ile de paylaşmayı uygun buldum. Sevgi ve saygılarımla. ***** Değerli Arkadaşım. İlginizden ve değerli yorumunuzdan dolayı teşekkür ederim. Bizim derdimiz (cc) Hz. lerinin varlığının ispatı değil.Elbette inananlar olduğu gibi inanmayanlarda olacak, cennet bahtiyar mü-minler le dolacağı gibi, cehennemde kem talihliler için yaratılmış olup boş kalmayacaktır. En büyük hakikatlerden biri de imanın ilimden ziyade ihsan eseri oluşudur. Onun hidayete erdirdiğini saptıracak, saptırdığını da hidayete erdirecek yoktur. Benim derdim. a ve ahirete inanmadan yaşanılan hayatın sonunun sıfır oluşu yaşanan elem, ızdırap, sıkıntı ve musibetlerin sonu sıfır olan bir hayat için göze alınamayacağına dikkat çekerek site içindeki ateistlerin inançsız bir hayatı hangi amaç ile yaşama inadını gösterdiklerini sorgulayarak HAYATI YAŞAMAK İÇİN İMAN İBADETİN ÖNEMİNİ anlatmaya çalışmaktır. Yoksa sizin de beyan ettiğiniz gibi (cc) Peygamberine bile "VEMA ALERRSESULE İLLEL BELAĞ" Ey Resulüm senin vazifen sadece tebliğdir. Derken onlar inanmayabilirler. Arkalarını dönüp giderken onları sen mi döndüreceksin demesine rağmen yinede tebliğ vazifesinin terk edilemeyeceği üzerinde serahet ile duruduğu göz ardı edilmemelidir."Her şey Onu anlatan bir dil, gösteren bir delil" iken akıl sahibi olup aklını doğru kullanan için zaten ne izaha nede ıspata gerek yoktur. Amma niçin ve kim tarafından yaratıldığını düşünemeyenler içinde, anlatacak fazla bir şey yoktur. Ne yapalım hidayet nasip etsin deyip kendimizin hidayet üzre daim olmamız ve kalmamız adına azami bir gayret ve dikkat göstermemiz gerek. FAKAT BENİM ÂCİZANE KANAATİM ŞUDUR Kİ İNSANLARA HAYATI SORGULATIP ZORLUK VE SIKINTILARINI ÇEKTİĞİMİZ YAŞAMANIN SONUNDA ÇEKİLENLERE DEĞER BİR KAZANCIN OLDUĞUNU AKLIN GEREĞİ OLARAK DÜŞÜNDÜRMEMİZ GEREKİYOR. Yoksa gerçekten insanlar ne yaptıklarının niçin yaşadıklarının ve nerden gelip nereye gittiklerinin farkında değiller. Bazen kalabalıkların (ben dahil) şuursuzca sağa sola koşuşturmakta olduklarını, ve ahiret adına hiçbir şey ile ilgilenmedikerinin görüp düşündükçe; Rahmetli N.F.KISAKÜREK Üstad gibi “DURUN KALABALIKLAR BU CADDE ÇIKMAZ SOKAK diye haykırmamak için kendimi zor zaptediyorum. İNSANLAR CİDDİ BİR ŞEKİLDE İKAZ EDİLİR İSE İMANIN GEREĞİNİ, İBADETİN ÖNEMİNİ ANLAYABİLİRLER SANIYORUM. Değerli Arkadaşım. Bu aralar bu konular üzerinde çok yoğunlaştım. Materyalist felsefeciler ile sıkı tartışmalarımız devam ediyor. Onlara ya hatanıza onu yaşamayı gerektirecek bir anlam yükleyin, veya süreci sıkıntı, sonucu sevimsiz bir yaşlık ve korkunç bir ölüm için kurtulamayacağınız sonu uzatmayın. İnanmadan yaşanılan sıkıtılı ömrü uzatmanın ne anlamı var? İman etmenin gereği adına, damarlarına basıp gaza getirebilmek içinde şöyle dedim. Ben a ve Ahirete inanmayanların inanacak kadar aklılarının, sonu sıfır olan sıkıntılı hayata son verip dünya hapishanesnden kurtulacak kadar cesaretlerinin olmadığına inanıyorum. İnanmayan insan ya iman edip yokluğun pençesinden kurtulmalı. Veya intihar edip, yaşamın zorluk ve sıkıntılarına son vermeli. Tartışmamız bu konu üzerinde devam edip gidiyor. Yazımdan da anlayacağınız gibi, kimseye her yede sanat, sıfat ve kudreti ile mütecelli, her şeye nigehban olan ’ı ispatlamak gerekmez. Çünkü köre renk, sağıra ses anlatılamayacağı gibi inanmak istemeyene de Alemlerin rabbi anlatılamaz. Araba tanıtılmadan aksamı hakkında bilgi vermenin abes ile iştigalden başka bir şey olmadığını bilenlerdenim. Ama ne var ki ben inkârın imkânı olmadığına inananlardanım. İnkâr sadece dini disiplinden kurtulmak isteyen ahlaksızlar ile ibadet ve itaatte tembellik gösterenlerin sığındığı karanlık bir sığınaktan başka bir şey değildir. Yinede onlara hidayet nasip etsin.Bizimde yar ve yardımcımız olsun. Son nefesimize kadar iman ve kurandan ayrılmadan, iman ve kuran hizmetinde daim kılsın. ’a emanet olunuz. yar ve yardımcımız olsun.Saygı ve sevgilerimle. |
|
|
|
|
|
#7 |
|
VIP Üye
![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Yaş: 59
Mesajlar: 326
|
İnacsız yaşamayı marifet zan eden felsefeci olduğunu iddia eden demokritos nikli bir filozof bozuntusuna yazdığım cevaptır.
Sorularımı aşağıya kaydetmiş olup, Hiçbir tereddüde mahal kalmayacak şekilde net bir şekilde beyan etmişim. Ve sorularımı tartışacak da değilim. Ancak makul ve mantıklı cevap bekliyorum. Ben köre renk, sağıra ses, Kendisini var eden ruhunu, düşündüğü aklını inkâr edecek kadar akıldan mahrum kimselere, inancını anlatacak tartışmaya açacak kadar zaman israfından yana olan birisi değilim. Beni yanlış anlamışsınız. ın yarattığı kâinatı verdiği göz ile gören, yarattığı sesleri kulak ile işiten, mahlukları el ile tutan, yolları ayak ile yürüyen ve bunların nasıl işlediğini dahi ilmeyen, En muhtaç olduğu hayati malzeme olan havanın temininde ücret, kullanımında zahmet vermeyen ’ı göremeyecek kadar körlere renk tarifinden farksız olan bir işle uğraşmaya niyetim yok.Yalnız, hayatın bunca zorluk ve sıkıntılarına rağmen ahirete inanmadığınızdan dolayı hangi akıl ve umut ile yaşam mücadelesi verdiğinizi anlayamadığım gibi. Kendi kaybettiğiniz değerleri insanlığın elinde alma ve insanlığı kendi düştüğünüz bataklığa hangi hakla çekmek istediğiniz soruyor ve sorguluyorum. İnkâr ile ne kazandınız? İnsanlığa ne kazandıracağınızı düşünüyorsunuz? İnsanlığı adil ahlaklı olup bencillikten uzaklaştırma adına hangi tezleriniz ve tedbirleriniz var. Ahretsiz, hesapsız bir hayatta adil, ahlaklı, dürüst ve fedakâr olmak bir fantezi ve belki de ürettiğiniz insan tipinin en yaygın söylemi olan sadece enayilikten başka bir adı olabilirmi? Azgınlaştırdığınız ve mütecaviz hale getirerek kendinize ilah ilan ettiğiniz nefsiniz ve nefsinin insan onuruna yakışmayan ve doymak bilmeye arzularını hangi değerleriniz ile kontrol altına alacak; Kendisinden başkasını düşünmeye vakit bulamayan bencil, uçkurunun kölesi midesinin hamalı insan tiplerinizi sevgi, şefkat, merhamet, fedakarlık, vicdan gibi manevi değerleri yok sayarak hangi oto kontrol ile ıslah edip insana yakışır izzetli ve onurlu bir hayatı tercihe ikna edeceksiniz? İnsan doğasındaki sonsuz arzu, sınırsız istek, ebedi hayat ihtiyacını hangi mal, makam, şehvet, şöhret ve servet vaatleri ile tatmin edeceksiniz? Siz aldanmış ve kaybetmiş olabilirsiniz, Düşen düşeni ister içgüdüsü ile hareket edip insanlığın huzur ve saadet kaynağı olan İNANÇTAN o pis elinizi çekiniz. Menhus düşünceleriniz ile kendinizi zehirlediğiniz gibi insanlığı da zehirlemekten vazgeçiniz. Elinizi uzattığınız değerlerin yerine hangi değerleri koyacaksınız? Bunları çok merak ediyorum. Siz istediğiniz kadar, inkâr bataklığının kokuşmuş düşünceleri ile kendinizi oyalayıp sonunu belirlemekten aciz olduğunuz sıkıntılı hayatınızın hüsran dolu sonuna doğru ham hayaller ile yürüyünüz. Önce niçin yaşadığınızın cevabını bulunuz sonra başkalarının nasıl yaşayacağı hakkında akıl hocalığı yapınız. Ben herhangi bir moral değere inanmayan insanların, İnanacak kadar akıllı, Sonu sıfır olan bu zorlu hayattan kurtulmalarını sağlayacak olan intiharı seçecek kadar CESSUR OLMADIKLARINA İNANAIYORUM. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Felsefeniz ne diyor?, Ben ve düşünen insanlar bunu çok merak ediyoruz. |
|
|
|
|
|
#8 |
|
VIP Üye
![]() Üyelik tarihi: Jun 2010
Yaş: 59
Mesajlar: 326
|
Bukadar güzel yazı yazan bir kimsenin okuduğunu anlamaması anlaşılır bir şey değil.
Biz imanın gereğini, imansız bir hayatın anlamsızlığını inanmayanlara anlatmaya çalışırken, varlığına iman adına 'ın vadettiklerini ’tan talepmiş gibi anlayana ne denir bilemiyorum. Her şey sonucu itibariyle değerlendirildiği gibi hayatta neticesi ile değer kazanır. ’a ve ahirete inanmadan hayatın ne anlama geldiğini bana söylermisiniz. hilkatte cebir koymasaydı; hayatı yaşamaya mükafat vaat etmeseydi akıl ve idrak sahibi hiçbir insan bu hayatı yaşamaya yanaşırmıydı? Yazımı ve sonradan yazdığım yorum cevaplarını bir daha okursanız sevinirim. Ha beni okumak nefsinize zor gelir ise; Osman Bey’ın yorumunu bir daha okuyunuz. Maksadımız üzüm yemek bağcıyı dövmek değil. Her zaman dediğim gibi bütün yazılarımda ön plana çıkarmak istediğim ve altını çizdiğim ’a ve ahirete inanmadan hayatı zorluklarına rağmen yaşamak aptallıktan başka bir şey değil. inanmayanlara hidayet, inanalrada basiret ihsan etsin. |
|
|
|